Hayatımız 2005 ve 2006 yazları gibi geçse keşke hep.
Herkes bir tarafa savruluyor.
Savrulamayanlar olduğu yerde kavruluyor.
Bence eskiden daha mutluyduk.
Şimdi de mutsuz sayılmayız ama çoğumuzu saran bu melankolinin sebebini bir türlü bulamıyorum; en azından bu beni mutsuz ediyor.
Dünyanın içine karıştıkça, kendi dünyasından dışlanmış gibi hisseden sadece ben olamam.
İyi hissediyorum, bir problem yok.
Ama ne olduğunu bilmediğim bir şeye olan özlemim gün be gün artıyor.
Annemin bir tespiti var: "Sahip olduğumuz muhteşem arkadaşlıkları içten içe kaybetme korkusuyla sürekli hayatınızı erteliyorsunuz..."
Doğru olabilir, en azından Volkan çok hak vermişti buna.
Acaba hayat bizi engelleyemediğimiz bir şekilde içine çektikçe, sahip olduğumuz değerler dışarda kalıyor paranoyasına mı kapılıyoruz yok yere?
Onu bunu bilmem, Volkan'la görüşme sıklığım ortalama 45 günde bire düşmüşse, bu işte bir problem var demektir.
10 Mart 2010
Do you spit or swallow?
Neyin peşindesin bilmiyorum.
Neyin peşindesin bilmiyorsun.
Sorun, neyin peşinde olduğunu bilmediğinden kaynaklanıyor; biliyorsun.
Ve fakat, hala peşinde olmak istediğinin peşinden gitmiyorsun.
Peşinde olman gerekenin peşini peşinen bıraktın.
Şimdi ne tükürebiliyorsun, ne yutabiliyorsun.
Geçmişin boş geçmiş, geleceğin karanlık gelecek sanıyorsun.
Yanılıyorsun.
Çünkü ışığını görmüyorsun, gücünü hissetmiyorsun.
Kızıyorum.
Çok kızıyorum.
Kendime de kızıyorum.
Suçlu hissettiriyorsun bana.
Çünkü bir şey yapamıyorum, ne yapabilirim bilmiyorum.
Bağırsam?
Tokatlasam?
Bordo süveter giyip karşına mı çıksam, n'apsam?
Biraz olsa dürüst olsan kendine karşı.
Biraz farkında olsan.
Z'den önce 28 harf var, 28!!
Neyin peşindesin anlamadım ki kardeşim?!
Neyin peşindesin?
11 Ocak 2010
Kafayı Kırmak
Bir işi sevmeden yapmak o işte başarılı olunmayacağı anlamına gelmese de, sevilen bir işi yapmak başarının garantisidir. Kafayı kırmak için hiçbir zaman geç kalınmış değildir. Sevilmeyen bir işle meşgul olmak ise en büyük zaman ve efor kaybıdır. Yalıtılmamış bir bakır boru tesisatında inverter kompresör kullanmanın anlamsızlığı, çocukluk hayallerinden yalıtılmış bir yetişkinliğin anlamsızlığı yanında çok basit kalır.
O yüzden, KAFAYI KIRMAK LAZIM!
20 Aralık 2009
One Of My Turns Pt.27
Kaz! Yunt! Aydın! Boz! Menteşe! Emir! Murat! Eğrigöz!
İçinde çarpışan arabalar, öldürmüyor.
Öğrenmiyor söylediklerinden, kabullenmiyor.
Kaz ayakları kayıyor buz tutan yanlarında.
On üç dak'ka dursak, çok mu geç?
Çaktırmadan vermeye çalıştıkları, yüzünü dondurdan korku dolu nefesleri ve doyuramadığın nefisleri; her sabah hayallerini biçen üç bıçaklı giyotini bilerken, yaladığın tükürüğün tadını almayan ruhsuz kahveler seni ayıltamazsa nasıl savaşacaksın?
Peki büyük hayallerin peşinde koşarken cebinden düşen küçük değerlerini nasıl toplayacaksın?
Bir ömür sırtlarını izleyebilmek için sırtında taşıdığın sırtlanlar, ilk tökezlemende sana sırt çevirdiğinde, kırk altı kere maaşallah diyerek yola çıkarken arkandan dökülmeyen sular seni nasıl ıslattı o zaman anlayacaksın, ne yazık. Üşüyeceksin ve günahlarının cezasını 3720 saat boyunca çektiğin soğuk cehennemi özleyeceksin belki de zaman zaman; kim bilir?
İçini eşelerken rahminde bulduğun ölü çocuğu doğurmak için ıkındıkça, hayat yeni çocuklar peydahlamaya devam edecek, ama sen asla doğuramayacaksın.
Bir dirhem et bin ayıbını almış, iki dirhem bir çekirdek giydiriyor geçmişi yarından af dileyerek. Ama sen farkında olsan da acil çıkış kapısı yanına oturup emniyet kemerini bağlayacaksın. Cabin crew, slide arm and cross check.
Evet, çarpışan arabaların kıvılcımları kadar hızlı sönecek umutların, hala anlamadın mı?
Aklında sadece, çocukken unutmamak için melodiyle ezberlediğin Ege Bölgesi dağları kalacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)